01-10-2014 Mehmed Akif Ersoy

Tanıdıklarımdan bir Fransız vardı. İkimiz de bir adamın hususi muallimliğini ifa ettiğimiz için arasıra buluşur, konuşurduk.

            Gariptir ki avrupalılar dine karşı karşı lakayıd olduklarını daima ileri sürdükleri halde itikadiyat üzerine münakaşadan hiç geri durmazlar, Ferid'in dediği gibi bu heriflerin küfürleri imanından çok zayıf! Öyle olmasa din bahsini hiç karıştırmazlar, samim-i fıtratlarında kamin duran hiss-i imanının uyanması ihtimaline karşı bu kadar telaş göstermezlerdi.

           Fransalı arkadaşım da tıpkı böyle idi : Beni gördükçe edebiyata dair beş-on söz söledikten sonra sadedden yükselerek bermutad din mesa'ilini karıştırmaya başlardı. Ben de bahusus bir yabancı ile dil üzerinde münakaşa etmeyi hiç sevmediğim halde, Müslümanlığı aklımın erdiği kadar muhatabıma anlatmak mecburiyetinde kalırdım. Adamcağız beni nir hayli dinledikten sonra günün birinde dedi ki:

           - Eğer müslümanlık böyle ise çok iyi! O halde Jules Simon'ların yeniden bir din ibdaına kalkışmaları hiç icab etmeyecek. Lakin şüphe etmem ki siz Müslümanlığı olduğu gibi değil olması lazım geldiği gibi gösteriyorsunuz. Ben mesleğimin gereği birçok müslüman ailelerle münasebet- te bulunuyorum ki bunlara saplanıp kaldıkları bataklıktan kurtulmaları için ne kadar çare saydımsa evvela hükümeti, sonra şeriatı mani gösterdiler; hiç birinikabul edemediler.

          - Hükümeti bir tarafa bırakın, ona dair söz söylemek zaiddir, çünkü olanca maskaralığı meydanda! lakin şeriatın mani'i terakki olmasına hiç aklım yatmaz. Mösyö, siz işin iç yüzünü bilmiyorsunuz! Başımızdaki hükümetin allah belasını versin! istibdadını idame için bizim o güzel şeriatımızı mesh etti de böyle umacı şekline soktu. Halkın tealisi idarenin iç işine gelmeyeceği için terakkiyat-ı fikriye, medeniye namına vukububalacak harekatı lisan-ı din ile men etmek istiyor, görüyorsunuz ki ne güzel de muvaffak oluyor!

          - İdare-i müstebide diyorsunuz... Lakin sizin için başka şekilde bir hükümet te'sisi kabil midir? Müslümanlık buna müsait mi?

          - Lakin siz tarihten büsbütün gafil gibi davranıyorsunuz. İlk müslümanların hükümeti böyle bir hükümet-i keyfiye mi idi? siz ecnebiler daima aynı hataya düşüyorsunuz : Müslümanlığın lehinde, aleyhinde vereceğiniz hükmü bugünkü müslümanların haline bakarak veriyorsunuz...

          - ya ne yapmalıyız?

          - Evvela şeriatın esaslarını tedkik emeli, sonra şeriatı doğrudan doğruya peygamberden telakki eden eslafın harekatını nazar-ı itibare almalısınız...

                                                                                        ***

           Üç gün evvel bayezid'den fatih'e doğru gidiyordum. yolda tesadüf ettiğim simalardan brinin ufacık bir müşabeheti bana senelerden beri görmediğim o Fransız arkadaşımı ihtar etti; derken yukarıdaki muhaveler birer birer zihnimden geçmeye başladı. Kendi kendime mösyö.... elime geçse de vaktile şeriata isnad edilen cinayetler hükümette mi imiş yoksa değil mi imiş göstersem dedim. o aralık biri aşağıdan diğeri yukarıdan olmak üzere kemal-i suratle iki araba geliyordu. ben bunların altında kalarak çiğnenmemek için tahayyülatıma veda ederek hemen kendimi sol tarafa atıp kurtulmak istedim. Göğsüm osman baba türbesinin parmaklığına çarptı, fena halde canım yandı. o acının tesiriyle ''yol ortasında mezar mı olur? bu ne maskaralık! '' demiş bulundum. vay efendim derhal sağdan soldan itiraz sesleri yükselmeye başladı! Garibi neresi, işin içine yine şeriat bahsi karıştırıldı...

        Zavallı şeriat! kimlerin elide, hem ne gibi işlere alet olduğunu biliyor musun? Allah aşkına olsun biz daha ne zamana kadar şeriatı üzerimize çökmüş bir kabus, karşımıza çıkmış bir umacı tahayyül edeceğiz? Dünyanın en kalabalık bir caddesinin ortasında öü yatmış, gelip geçen dirilerin hayatı üzerinde adeta tasarruf ediyor! yahu şu mezarı kalsıralım desek derhal kıyametler kopuyor, şeriatın müsaadesi yoktur ne yapıyorsun? deniliyor.

         Demek bizim o mülevves hükümet-i sabıkamız Müslümanlığı şekl-i aslisinden o kadar çıkarmış ki hala sima-yı hakikisini tanıyamıyoruz; hala bir emr-i hayra teşebbüs edeceğimiz zaman sakın şeriat buna mani olmasın, demek istiyoruz!

       - İyi ama osman babayı kaldırmak için ne yapmalı?

      - Pek kolay, Evvela parmaklığı, sonra taşları kaldırılır, daha sonra başındaki ağaçlar kestirilir. bu işler bitince zemini düzeltilip bırakılır.

      - Vakıa aklen böyle!

      - Hayır efendim şer'an böyle!

                                                                                                           Mehmed Akif




Mehmed Akif Ersoy Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler