30-06-2018 ASAYİŞ

Usta Dolandırıcı (30 Haziran 1900)

Mahir Dolandırıcı

Usta Dolandırıcı (30 Haziran 1900)

                Evvelki akşam saat iki raddelerinde Begkozda Kavakdere mahallesinde mukim (ikamet eden) Rum milletinden elli beş yaşlarında bakkal Nikoli İstanbul’a geçer ve Rum İspitaliyesindeki (hastanesindeki) oğlunu görmek üzere mahall-i mezkure (zikredilen yere) gitmekde iken Balıklı civarında biri uzun boylu şişmanca, sarı yüzlü ve bıyıklı ve caketli ve çakır yüzlü, diğeri kısa boylu zaifçe siyah caketli iki şahsa tesadüf ider. Bunlardan şişmancası merkum (adı geçen) Nikoli’nin nereye gittiğini bi’s-sual (sorarak) konuşarak gitmek üzere ahbab olur, diğer zaifcesi bunların ilerüsünde yürümeğe başlar. Biraz yürüdükden sonra önünde giden siyah caketli birkaç kere arkasına bakdıkdan sonra geri döner ve Nikoli ile şişman şahsın yanına gelerek derununda (içinde) yigirmi lira olan para çantası düşürmüş olduğunu beyan ile görüb görmediklerini sual ider. Bunlar her ne kadar âdem-i malumat beyan iderlerse de merkum israr eyler ve üzerlerini arayacağını ityan ider (dile getirir).

                Merkumun (adı geçen şahsın) bu ısrarı şişmanca zatın hiddetini tahrik ider, Nikoli’nin haysiyetine dokunur. Ve Nikoli içerüsünde yedi buçuk lira bulunan kisesini (kesesini) ceybinden (cebinden) çıkararak merkuma (adı geçen şahsa) irae eyler (gösterir).

                Merkum kiseyi açar, paraları birer birer saydıkdan sonra bir kâğıda sararak kendisinin olmadığını söyleyerek Nikola’ya iade itmesiyle beraber oradan gaib olur. İş reside-i hadd-ı hitam olduğundan (sonuna geldiğinden) Nikola’nın refiki (arkadaşı) şişmanca zat da bir “edyo” ile sokağa sapar.

                Zavallı Nikola işin hala farkına varamayarak ispitaliyeye (hastaneye) kadar gider, oğluna para virmek üzere kisesini yani mahud (sözü geçen) kiseyi çıkarır. Herifin yedi buçuk lirayı sardığı kardığı açar, maattesadüf kâğıdın içinde bir taş parçasıyla bir bakır para bulur.

                O vakit işi anlar, arkadaşlarının ne mal parçası olduğunu fark ider.

Fakat heyhat!

                Bereket virsun bakkal Nikoli ihtiyata riayet ider bir âdem olduğundan oğluna vireceği akçesini yanında taşıdığı mecidiye kisesinden ita ider. Ve bu suretle Begkozdan ispitaliyeye kadar bir kere daha tayy-ı menzil (yol geçmek) itmek zahmetinden kurtulur.

                Keyfiyet (vaziyet) zabıtaca haber alındığından mütecasirlerin (cüretkârların) taharrisine (araştırılmasına) ibtidar olunmuşdur (başlanılmıştır).


Kaynak: 30 Haziran 1900 Sabah Gazetesi

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER ASAYİŞ HABERLERİ
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler