Site Sağ Reklam Alanı  200x400

11-02-2020 İKTİSADİ

İstanbul ve Hamalları

‘’ Şarkta Kol Kuvveti ve İktisat ‘’

İstanbul ve Hamalları

Malum olduğu üzere şehrimizde münteşir ( Zi Oryent Nivz ) ( Zi Orient News ) Gazetesi bir müddetten beri Avrupalılar’a şark hayatı hakkında malumat veriyor. Baş makalesini "Hamal" lara tahsis eylemiştir. Bu makalenin mühim aksamını ber-vech-i zir iktibas eyliyoruz:

"Türkler bünye itibarıyla kuvvetli bir ırk teşkil etmekle marufturlar. Hatta Türkler’in kuvvetleri Fransa’da darb-ı mesel hükmündedir. "Türk gibi kuvvetli" derler. İhtimal ki bu darb-ı mesel Türkiye’de bir sınıf halkın arkalarında yük taşımak üzere iktisab eylediği itiyattan ileri gelmektedir. Bunlar hayatlarını yük taşımakla temin ederler ve kendilerine hamal namı verilir. Türkiye’de yaşamış olanlar bunların arz eyledikleri manzarayı pek iyi tanırlar. Hamaller caddelerde mürur ve ubur için mühim bir mani teşkil ederler.

Şark-i Karib’de ekser şehirler Avrupa prensipleri üzerine inşa edilmiş değildir. Caddeler pek dardır. İhtimal ki mevsim-i sayfta hükümran olan şiddet-i hararet şehir banilerini bu yolda hareket etmeye sevk eylemişti. Şarkta halkın kısm-ı azamı yayan yürümeye itibar eylemiş, araba vasıta-i nakliyesi ashab-ı servete münhasır gibi kaldığından emtia-i ticariye veya sair hamulenin bir taraftan diğer tarafa nakli için kuvve-i beşere müracaat edilmekte bulunmuştur.

İstanbul gibi bir şehirde caddeler pek dar olmakla beraber, binlerce araba, yük arabası, otomobil, kamyon işlemekte olduğu cihetle hamalların da bunlara inzımamı büyük bir zarar tevlid eylemektedir. Ancak itiraf edilmek lazımdır ki hamallara bilhassa bu sırada ihtiyaç da pek ziyadedir. Hamallar şu son zamanlarda kendilerini güzel idare ediyorlar. Bunlar iki sene kadar nispeten kanaatkar bir hayat imrar eyledikten sonra bir sermayedar olarak meydana çıkıyorlar. İstanbul’da hamallar pek mebzuldür. Şehrin her tarafında bunlar daima hizmete amade bulunurlar. Harpten evvel hamal makulesi pek fakir idi. O zaman takriben iki mil mesafeye bir hamule nakli için ancak beş altı kuruş alırlardı. Halbuki şimdi aynı ücretler son derece gala kesb etmiştir.

500 ila 600 yarda nispetinde bir mesafeye hamulenin siklete göre iki veya üç lira talebinde bulunurlar. Hamallar arasında bu suretle yevmiye on liraya kadar temin edenler vardır. Hamalları iki kısma tefrik etmek lazımdır:

Birincisi daima hizmetlerde muntazaman bulunanlar, ikincisi ise gelişigüzel arz-ı hizmet edenler.

Birinci kısım daha ziyade aile işlerinde, otellerde vesairede su, kömür, odun vesair havaic taşırlar. Bunlara umumiyetle haftalık veya aylık maktu bir ücret verilir. Gerçi bu kısım diğerleri kadar temin-i menfaat edemezse de her halde maaşı emindir.

İkinci kısma dahil olanlar şehrin hemen her tarafında her daim bulunurlar ve her türlü hizmete amadedirler. Gelen yolcular istasyonda veya gümrüğün salonlarında eşyalarını kolayca otellerine kadar naklettirebilirler. Şayan-ı kayıttır ki şehrimizde gala-yı isarın en mühim amillerinden biri de hammaliyenin pek yüksek olmasıdır. Ekseriyetle hammaliye ücreti bir emtianın kıymetinin yüzde onuna baliğ olur. Faraza en ziyade harc-ı âm olan bir malzemeyi misal olarak zikredelim: Bir çuval kömür bedeli takriben beş lira olduğu halde alınan mevkiyle ikametgah arasındaki mesafe asgari derecedeyse elli kuruş hammaliye verilmek lazımdır. Daha uzak olanlar için 100 – 150 kuruş talep ederler.

Bu ücret, malın yüzde on nisbetini mütecaviz kıymetini teşkil etmesine rağmen halk arasında bir itibar halini alan la-kaydi neticesinde vaziyet-i iktisadiyenin derece-i vehametine atf-ı nazar edilmeden tediye olunur. Bu babda bir şarklıya ihtaratta bulunursanız la-kaydiyane ‘’ Ne yapalım; memleketin adeti böyledir ‘’ der ve ihtimal omuzlarını silkerek ( Avrupa’da değiliz! ) sözlerini ilave eder.   

Bu memlekette hal-i hazır itibarıyla para biriktirmek için yegane çare kuvve-i beşeri sarf etmektir. Kuvve-i bünye kuvve-i ameliyeden çok ziyade haiz-i kıymettir.

Ez-cümle İstanbul’da hamalların tüccar kısmına da tesadüf edilir. Bunlar küçük sermayeleriyle teşkil eyledikleri dükkanlarını sırtlarında veya hod başları üzerinde taşırlar. Hele geceleri müthiş bir felakete giriftar olmamak için bu satıcı … hamallar başları üzerinde taşıdıkları dükkanlarını küçücük lambalarla tezyin ederler. Bunlar pek şairane bir manzara teşkil etmektedirler. İçtihat-ı zatıma nazaran hamallarda ‘’ halet-i ruhiye ‘’ tahrisi beyhudedir. Onların yegane gayeleri para, … ve bahşişten ibarettir!

8 Ocak 1920 İkdam Gazetesi

 




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER İKTİSADİ HABERLERİ
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler