09-05-2018 ASAYİŞ

Hem satıcı hem hokkabaz

Hem satıcı hem hokkabaz

Hem satıcı hem hokkabaz

                Geçen penşembe günü Nizamiye kolağalarından (Yüzbaşı) Mehmed Ali Efendi namında bir zat köprübaşında çiroz (bir tür balık) satan uzunca boylu, sarı bir Yahudi’den çiroz almak ister. Zaten herif şive-i şiva-yı müseviyyanesiyle (Musevi şivesiyle) muttasıl (durmadan) on beşi guruşa diye feryad idüb durduğundan pazarlığa hacet görülmez. Der-akab (derhal) otuz dane çirozu kemal-i meharetle demetledikten sonra müşteriye uzatır. Müşteri ayol on beş dane istedim derse de Yahudi oralarda mı? O orada beş dane isteyene zorla yirmi beş dane vermezse karın ucunu nasıl tutar? Ne ise Mehmed Efendi çirozları bir eline alır, diğer eliyle çantasını karışdırdığı sırada Yahudi gözlerini çantaya diker. İçinde epeyce para bulunduğunu görünce dayanamaz. Parmağını uzatır. “Efendi ! Mecidiyelerin biri riyaldir”. Acayib riyal mi ? Acaba hangisi dimeğe kalmaz, hokkabaz Yahudi mecidiyelerin birini serçe parmağıyla öyle bir uçurur ki maharetine hayran olmamak kabil değil. Öyle ama Mehmed Ali Efendi bu gibi hokkabaz marifetlerini çocukluğunda kırk paraya temaşaya (izlemeye) alışmış olduğundan böyle bir göz bağcılığına bir mecidiye vermesi yüreğine işler. Zaten vapura yetişmek telaşıyla orada işe vakıf olamamış. Eve geldikten sonra mecidiyenin Yahudi’ye intikal ettiğini anlarsa da kime anlatırsınız! Yahudi üstad (işin ustası). İşi yerinde sezdirmemiş ki yakasını tutmak kabil olsun.


Kaynak: 11 Mayıs 1900 İkdam Gazetesi

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER ASAYİŞ HABERLERİ
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler